yaren's profileஜஆல♀♂ Y@R€N ஜஆல♀♂PhotosBlogListsGuestbook Tools Help

 

HEY SEN... spaceme gizlice bakıp kaça bileceğinimi sanıyorsun...Bak şimdi ayıp ediyorsun...Gelmişken bana iki satır karalamak istermisin...Hadi o zaman o güzel parmaklarını bir kezde benim için çalıştır ve bana iki satır bırak ne dersin...!!!    

 
  

Image and video hosting by TinyPic   

DİGER ADRESIM TAKIMDAŞLARIMI BEKLERIM Göz kırpma

( http://bidenemunitedstates.spaces.live.com/ )

 

 

Comments (1261)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up


YENİLDİM ANNE

Anneciğim!
Evlatlar vardır başarılarını, zaferlerini yazarlar...
Sana yazacak bir başarım, bir ödülüm yok anne.
Keşke olsaydı da, seni sevindirebilseydim.
Keşke, benim de anneme yazacak, anlatacak başarılarım olsaydı.
Ama yok anne...

Sevdiğin, okşadığın saçlarıma aklar düştü anne.
İlk evvel saçlarım hayat mücadelesinde yenildi.
Düşmanlarım hep benden güçlü oldu anne.
Onların tahta kılıçları benim çelikten kılıcımı paramparça etti.
Onlar beni yenmek için ne senaryolar yazdı, ne iftiralar attılar.
Ben, ‘masumum’ bile diyemedim.
Düşmanlarıma hep yenildim anne.

Ve ne yazık ki, dostlarıma da... Dostlarım da beni hep yendi...
Ben onları dost bilirken onlar beni meydanlarda tuş ettiler.
Arkamda hep bir hançer yarası oldu anne.
Senin anlayacağın, dostlarım beni düşmanlarımdan daha beter etti!
Kahkahayı unuttum, tebessümle dost oldum.
Yüzümde acı bir tebessüm var şimdi.
Bahtıma yenildim anne!

Çocukluk yıllarımın özlemiyle seni aradım anne...
Senden daha şefkatlisini,
daha merhametlisini bulamayacağımı bilerek...
Her şey küçükken güzelmiş anne.
Şimdi büyüdüm ve yenilmeyi öğrendim anne.

Gülü çok sevdim, hele alını, pembesini...
Bahtıma hep beyazı düştü anne...
O çok sevdiğim güllerin, dikenlerine yenildim anne...
Açlığa-tokluğa, hastalığa-sağlığa, dosta-düşmana...
Hepsine ama hepsine yenildim...

Senin anlayacağın hayata yenildim anne...
Yenildim...



Kemal Dadaşoğlu

İYİ HAFTALAR

July 26
 

 

 

 

 

  


YAŞAMAK firsattır,yararlanmayı bil...

YAŞAMAK güzelliktir,kıymetını bil...
YAŞAMAK mutluluktur,tatmayı bil...
YAŞAMAK rüyadır,gerçekleştirmeyi bil...
YAŞAMAK meydan okunmasıdır sana,karşı çıkmayı bil...
YAŞAMAK görevdir,tamamlamayı bil...
YAŞAMAK oyundur,oynamayı bil...
YAŞAMAK servettir,korumayı bil...
YAŞAMAK aşktır,sevgidir,keyfini çıkarmayı bil...
YAŞAMAK bilmecedir,çözmeyi bil...
YAŞAMAK hüzündür,aşmayı bil...
YAŞAMAK verilmiş bir sözdür,tutmayı bil...
YAŞAMAK şarkıdır,söylemeyi bil...
YAŞAMAK mücadeledir,kabullenmeyi bil...
YAŞAMAK trajedidir,göğüslenmeyi bil...
YAŞAMAK şanstır,kullanmayi bil....
YAŞAMAK çok kiymetlidir,mahvetmemeyi bil...
YAŞAMAK yaşamaktır,uğruna savaşmayı bil...!!!



 
 
July 18
Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic 
Sabahın ilk saatleriyle birlikte balkonda oturup çayımı yudumlarken, insanlar dikkatimi çekti.

Bir koşuşturmaca, bir telaşla herkes bir yerlere gidiyordu. Kimi işine, kimi ofisine, kimi yaya, kimi araçlarıyla... Ama, fark şu ki; kimi gönüllü, kimi gönülsüz, kimi bıkkın, kimi pişman, kimi hızlı, kimi yavaş. Ama gidiyorlar işte bir alışılagelmişlikle.

Aklıma Rasim Güler’in ’’Gidiyorum’’ adlı şiirinin sözleri geldi.

Gidiyorum yanaklarımdan süzülen yaşlarla, yorgun
Gidiyorum zifiri karanlığın içersine bir sürgün gibi.
Sakla sevdamı kanayan yüreğinde
Gidiyorum canımın içi, gidiyorum kara sevdam.
Dalgalı denizler gibi çılgın sevdamı sana bırakarak...

Sevgisini bırakmış bir yerlerde şair de gidiyordu. Demek ki gelişlerin sonunda gidişler olmalıydı. İşe gidenler kazanmak için, sevgiye gidenler yaşamak için gidiyorlardı. Şartsız sevgiyi yakalamanın yolu, eleştirmen yanımızı yok etmekten mi geçer acaba? Düşündüğümüz, söylediğimiz yada yaptığımız her şey bir bumerang gibi bize dönmüyor mu? Öfkeliysek, eleştiriyorsak, saldırıyorsak, kıskanıyorsak, karşıdan bize dönecek şey de aynı duygular olmayacak mı? Oysa insanları yargılamadan kaçınırsak ve onlara sevgi ile yaklaşırsak, bize geri gelen de sevgi olacaktır hiç kuşkusuz. Sevgi beraberinde bağışlayıcılığı da getirir. Bağışlayıcılık ise başkalarında ve kendimizde sadece sevgiyi görmemizi sağlar. Bağışlamayan zihin, geçmiş ve geleceği aynı görür, değişime karşı direnir. Geleceğin geçmişten farklı olmasını istemez. Bağışlamayan zihin, her zaman kendisini suçsuz, başkalarını suçlu bulur. Bu durumda mutlu olmak mümkün mü? Oysa mutluluğun anahtarı bağışlayıcılıkta değil midir? Özgür olmak aynı zamanda fiziksel duyularımızın sınırlarına boyun eğmemektir. Özgürlük, sevgiyi herkesle paylaşmakta özgür olmak demektir. Bunun için aklımızı yeniden eğitip, sevgiye bağlantılı olarak disipline etmek zorunda değil miyiz? Ancak o zaman özgür olabiliriz. Yalnızca sevgiyi zihnimizin yönetmeni seçtiğimizde, sevginin gücünü ve mucizelerini tadabiliriz.

Birey olarak, ilişkilerimizi başarısızlığa iten şey içimizdeki sevgi yokluğu değil mi? Çünkü, biz aslında kendimizi sevmiyoruz. Doğal olarak başkalarına da sevgi veremiyoruz. Ancak sevmeyi öğrenerek ilişkide huzur bulabiliriz. Sevginin gözü karadır, sevgi yücedir, sevgi korku tanımaz. Ama kalıplara da sığmaz. Sevginin nitelikleri de vardır elbette, tür tür, boyut boyut. Sevgiye sahiplenerek, ilişkilerimizin yapısını ve niteliğini de değiştirebiliriz. Böylece daha sağlıklı, daha uzun, daha nitelikli ilişkilere sahip olmaz mıyız?

Ben bunları düşünürken çayım da soğumuş. Oysa bazı tatlar vardır ki lezzetini tadından, ısısından, kıvamından alır. Ama sevgi de, dostluk da tıpkı bardağımdaki çay gibi olmalı.

Hem demli, hem sıcak...
July 14
 
 

  
Al Sende Kalsın

Ne istiyorsun tabanlarımdan?
Kes ayaklarımı sende kalsın,
Uyur uyanır vurursun…

Ellerime zincir neden?
Kes ellerimi sende kalsın,
Ellerimle şiir yazarsın…

Niye bağlıyorsun gözlerimi?
Al gözlerimi sende kalsın,
Evreni gözümle görürsün…

Ne istiyorsun beynimden?
Al beynimi sende kalsın,
İnsanları düşünürsün…

Zorun nedir yüreğimden?
Al yüreğim sende kalsın,
Saksı yapar sevgi büyütürsün…

Hırsın nedir kitaplarımdan?
Al kitaplarım sende kalsın,
Okur insanlığı öğrenirsin…

Mahmut Cantekin 


    



 

July 12

 

       Güvercin Kanatlı Yalnızlıklar      

Yetişkinler İçin

Alıp çocukluğumu kaçıyorum şehirden
üstüme gelmesin adımlar, eziliyorum
savaşmaya gücüm yok eskimiş kalelerle
tüm silahları bugün içimden gönderiyorum
işaret parmaklarının bir ucunda ben
bütün suçlar benimmiş, yeni öğreniyorum
karanlığı ağıtlarla göndersin taş yürekler
ben bedenimi toprağa gömmeye gidiyorum.

Dünya dönebiliyor bu kadar yükle hayret
yetmedi durdurmaya sevgim de şu zamanı
çocukluğumun içinden eksilmiş bir merhamet
anladım çözümü yok, çocuklar hep yalnızdı
bu ne çabadır böyle, ne büyük zahmet
ben mi durduracağım bitmeyen savaşları?
Kin dolu yüreklerde, zalimce bir eziyet
silahlarla taranıyor çocukların saçları.

Bir zamanlar hepimiz küçücük yüreklerdik
bu zalimliği bizler büyüyerek öğrendik
harf yerine insana savaş mı öğretildi
kalemleri bırakıp silahlara yöneldik.

__Ne zaman durdurulur dünyadaki yangın
yitirildi çocukluk, biri alarma bassın! __

alıntı

 

July 11
<< First    < Previous    Next >    Last >>